Blonde: Kadın Sömürüsü Ne Zaman Son Bulacak?

Blonde: Kadın Sömürüsü Ne Zaman Son Bulacak?

Son zamanlarda dillerden düşmeyen bir film olan Blonde incelemesi ile geldik!

Blonde, Andrew Dominik tarafından yazılıp yönetilen ve Joyce Carol Oates’in 2000 yılındaki aynı adlı romanından yola çıkılarak hazırlanan, Marilyn Monroe’nun hayatına odaklanan amerikan biyografik drama filmi olarak 28 Eylül 2022 tarihinde Netflix’te gösterime girdi!

2010 yılında başlayan uzun bir geliştirme sürecinin ardından Ağustos 2019’da Los Angeles’ta yapımına başlanan filmin yapımcılığını Dede Gardner, Jeremy Kleiner, Tracey Landon, Brad Pitt ve Scott Robertson üstlenmiş. Marilyn Monroe’nun karakterine Ana de Armas hayat verirken; Adrien Brody, Bobby Cannavale ve Julianne Nicholson yardımcı rollerde yer alıyor.1

Filmin Konusu

Joyce Carol Oates’in 2000 yılındaki aynı adlı romanından yola çıkılarak hazırlanan, Marilyn Monroe’nun hayatına odaklanan amerikan biyografik drama filmi olarak karşımıza çıkan Blonde, Marilyn Monroe’nun kurgusal olarak ele alındığının altını çiziyor. Film, gerçek adı Norma Jeane olarak karşımıza çıkan Marilyn Monroe’nun çocukluk yıllarından itibaren hikayesine odaklanıyor. Hiç görmediği babasına duyduğu özlem ve annesinin hastalığı ile büyüyen Norma Jeane, annesinin onu öldürmeye çalışmasının ardından komşusundan yardım isteyerek evden çıkar ve kendisini yetimhanede bulur.

Uzun bir süre koruyucu aileler ve yetimhane arasında yaşayan ve aile travması ile git gel yaşayan Norma Jeane, bir güzellik yarışması ile ilgi çekmeye başlıyor ve ardından kaçınılmaz olarak Hollywood sinemasında bulunuyor! Oyuncu olmayı çok isteyen Norma Jeane, Hollywood camiasına ilk adım attığı andan itibaren tecavüzler ve tacizlerle dolu korkunç bir dünyanın içine giriyor.

Kendini gerçekleştirmeye çalışan bir kadının Marilyn Monroe olarak var olmasını izliyoruz. Her ne kadar Marilyn Monroe olabilse de peşini asla bırakmayan baba özlemi ile hayatındaki erkekleri ‘’babacık’’ olarak nitelendirdiği ve cinsiyetçi zihne sahip Hollywood’dan kurtulmaya çalıştığını ancak bu korkunç dünya içinde boğulduğunu görüyoruz.

Gerçek Marilyn Monroe

Yaşadığı döneme damgasını vuran Marilyn, Hollywood ve tüm dünyada cinsel bir obje olarak görülmüştür. Hatta ‘’sarışın bomba’’ , ‘’seks bombası’’ şeklinde anılmış ve güzelliği dışında hiçbir özelliğinin ön plana çıkması istenmemiştir. Babası ile başlayan erkek problemi, hayatının ilerleyen yıllarında giderek artarak hem fiziksel ve cinsel hem de psikolojik şiddet ile devam etmiştir. Fakat bütün bunların yanında Marilyn, çok okuyan çok araştıran ve çok çalışan bir kadındı. Hatta evlendiği yazar Arthur Miller bile Marilyn’in film eleştirilerini hayranlıkla dinlediği söyleniyor. Hal durum böyle olunca, filmde hiç bitmeyen cinsel objeden ibaretmiş yansıtılmasının sebebi oldukça merak konusu.

Filmde ve uyarlanan kitapta da Marilyn’in hayatının kurgusal olarak ele alındığı söylense de; Hollywood camiasında çığır açmış bir kadının cinsel bir obje ve baba sanrısıyla yaşamasından daha fazlası olmadığına inanmak oldukça güç.

Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor!

Dünya prömiyerini 8 Eylül 2022 tarihinde Venedik Film Festivali’nde yapan film, festival gösteriminde yaklaşık 14 dakikaya kadar ayakta alkışlandığı konuşulanlar arasında! Fakat film Netflix’te yayına girdikten kısa bir süre sonra ciddi bir tepki ile karşı karşıya kaldı!

Birkaç yorumu aşağıya ekliyorum:

“#Blonde: Karanlık, ağır, boğucu içinizi öfke ile dolduracak film. Teknik açıdan mükemmel. Fakat senaryoya baktığımızda birçok kişi ikiye bölünecek. Çünkü film, gerçeklikten uzak, fazla dramatize edilmiş ve ciddi anlamda “sömürücü’’”
“Sadece şu filmi izleyerek marilyn hakkında yorum yapsan kadın için kendi iradesi, benliği olmayan, oradan oraya sürüklenen, hayatı boyunca yaşadığı her anda baba eksikliği ile yaşayan, asla marilyn olmak istemeyen, hatta bundan nefret eden dünyanın en mutsuz insanı dersin. dram dram dram, asla inandırıcı olmayan, sadece duygu sömürmek için yapıldığı belli bir dram.”

“Erkek gözüyle ve yorumuyla oluşturulmuş bir senaryoya sahip film. film o kadar marilyn monroe’nin hayatına dair bir şey anlatmıyorki film bittikten sonra hayatını araştırıp tüm ayrıntıları okuma ihtiyacı hissediyor insan. senaryo ne kadar kötü olsada ana de armas’ın oyunculuğu film boyunca muhteşem.’’
“Tamamını izlemeye değer bulmadığım filmdir. marilyn monroe ışıltısıyla yaşadığı döneme damgasını vurmuş, öldükten sonra efsaneleşmiş, dünyaya ismini duyurmuş özel bir karakter. bu kadar ilgi çekici bir hayatı varken, kurgu çok basit kalmış. ben çoğu sahneyi estetik bulmadım ve rahatsız oldum. hayattayken oynadığı filmlerindeki gibi hayalimde kalmasını tercih ederim. umarım sarışının daha iyi anlatıldığı ve anısının yaşatıldığı bir film yapılır.”

Feminist Kuramcı Laura Mulvey’i Anma Zamanı!

Marilyn Monroe’nun bu “kurgusal” hayatını izlerken, erken dönem feminist kuramcılardan biri olarak karşımıza çıkan Laura Mulvey’in sinema dünyasına kattığı müthiş bir kaynak olan “Anlatı Sinemasında Görsel Zevk ya da diğer ismi ile Görsel Haz ve Anlatı Sineması” aklıma geldi.

Görsel Haz ve Anlatı Sineması’nda Mulvey’in teorisi; Röntgencilik, narsist özdeşleme ve fetişizm (nesneleştirme) üzerine kurulmuştur.

Erkeklerin bakışı, filmdeki kameranın bakışıdır. Öyküdeki erkek karakterin bakışı, erkek bakışıdır. Kadınların nesne haline getirilmesi, erkek bakışıdır. Seyirci de bu sebeple erkek gözüyle izlemektedir. Mulvey’e göre; dişil seyirci, filmdeki pasif kadınlık konumuyla özdeşleşmektedir. Kadın seyirci, erkeksi bakış açısıyla özdeşleşmekten keyif almaktadır çünkü sinemanın icadından bu yana erkeğin gözüyle görmeyi öğrenmiştir. Mulvey, sinemasal hazzı reddetmeyi önermektedir. Kadın ancak bu şekilde ona atfedilen rolden kurtulabilecektir.2

Mulvey’in dediği gibi bu sinemasal hazzı reddettiğimiz an belki de kadın olarak bize atfedilen rolleri reddettiğimiz, kendimize yeni bir yol çizdiğimiz ve kendimizi yeniden var ettiğimiz andır!

Sonuç Olarak:

Ana De Armas’ın oyunculuğuna diyecek hiçbir şey yok! Aynı zamanda sanat ekibinin muhteşem çalışmalarını da göz ardı etmemek gerek. Ana De Armas’ın birebir Marilyn Monroe olması; makyajı, kıyafetleri, duruşu, tavrı oldukça etkileyici! Aynı zamanda diğer rollerde Adrien Brody, Bobby Cannavale, Julianne Nicholson, Caspar Phillipson, Tobby Huss gibi oyuncuların performansları da oldukça yüksekti.

Aynı zamanda filmin siyah beyaz ve renkli sahnelerinin geçişleri, kurgulanışı ve çarpıcılığı ile sinematografik olarak oldukça başarılı bulduğumu eklemek isterim. Senaryonun bayağılığı olmasa belki de şu an çok daha farklı şeyler konuşuyor olurduk!

Öneri

Mariyln Monreo’nun yeteneğini keşfetmek isteyenler için birkaç önerim olacak!

“The Misfits” (1961)

Marilyn Monroe’nun en son rol aldığı The Misfits’in yönetmen koltuğunda John Huston oturmakta, senaryosunu da Monroe’nun eşi Arthur Miller yazmıştır! Film, boşanmış bir kadının bağımsız yaşam tarzını sürdürmek için mücadele eden bir kovboya aşık olmasını konu ediniyor!

“Niagara” (1953)

“Niagara”, Marilyn Monroe’nun komedi rollerine ters düşen muhteşem bir gerilim filmidir. Çoğu eleştirmen Marilyn’in bu filmdeki rolü için en iyi oyunculuklarından biri olduğunu söylemektedir.

Mariyln Monreo’nun hayatını başka konu edinen film var mı diye düşünenler için ise önerilerim:

Marilyn Monroe: Kasetteki Sırlar

1962 yılında gizemli bir şekilde hayatını kaybeden Marilyn Monroe’nun, son gününün öyküsüne odaklanan “The Mystery of Marilyn Monroe: The Unheard Tapes”; Emma Cooper’un yönettiği bir belgesel olarak karşımıza çıkıyor!

Marilyn İle Bir Hafta

Marilyn Monroe’nun asistanı Colin Clark’ın günlüklerinden uyarlanan filmde iki genç insan arasında yaşanan karşı konulmaz çekim bir kez daha beyazperdeye taşınmıştır. Başrolde Michelle Williams var!

KAYNAKÇA

1 https://tr.wikipedia.org/wiki/Blonde

2 https://gazetesanat.com/bolum-1-sinema-eril-bakis-ve-kadin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.