Rota Oluşturan Kahramanlar – Coach Carter (2005)

Rota Oluşturan Kahramanlar – Coach Carter (2005)

Bu köşede yer almış önceki yazılarda; spor filmlerinde “kahramanın yolculuğu” temasının başarıyla çalışan bir formül olduğu pek çok kez yer aldı. Sporcuların yükseliş hikayelerinin ağırlıklı olarak bu temada karşılık bulması da; sporcuların hayattan bekledikleri ve bu beklentilerin gerçekleşmesi sayesinde olur. Kahramanın ilerlediği yolda onlara eşlik eden mentorlar ise; asli görevlerini yerine getirdikten sonra katharsiste kendi izlerini hissettirirler. Ancak hiçbir zaman esas görünen onlar olmaz. Sporcunun kişisel başarısı, yalnızca içindeki isteğiyle ilişkilendirilir.

Coach Carter filminde ise bu durum tamamen farklı şekillenir. Richmond Lisesi’nin koçu olmayı kabul eden Kenny Carter (Samuel L. Jackson), kendi başarı hikayesinden yola çıkarak, bir mentorluk öyküsünü bizlere sunar. Bu hikayede yükselişe geçen bütün bir takım olur ve mentorun etkisini tamamen hissederiz.

Her anlatıda yer almasına alışık olduğumuz mentor kişilerin öğretilerini aktarma yöntemleri fark gösterir. Pek çok anlatıda kahramanın ormanında öğretileriyle eşlik eden mentorlar, pek çoğunda ise fiziksel varlığıyla da öğreti aktarımına devam eder. Bu sayede karakter yolunu bulur ve bu yolda ilerlemeyi sürdürür. Koç Carter’ın mentorluk sürecinde ise, tüm süreç baştan aşağı kendisiyle başlar ve karakterlerin ormana girişleri bu öğretiler sayesinde olur.

Sıfırdan başladığını gördüğümüz Richmond Lisesi basketbol takımı; Carter’ın takımın başına geçtiği ilk günden itibaren yazılı maddelerle şekillendirdiği öğretilere uymaya başlar. Bu sayede öncelikle “kazanan” olmayı öğrenen Richmond Oilers takımı; sonraki süreçte ise karakter olma sürecine girer. Normal bir karakter işleyişinden daha farklı ilerleyen bu sistem; alt sınıflardan gelen oyuncular için gerek şart olarak benimsenir. Carter’ın kazanan olan kadrosunun karakter olmakta yaşadığı sıkıntılarda aldığı aksiyonlar ise; mentorun karar mercii olduğu noktalarda, dönmesi gereken sert dönemeçler olduğunu ispat eder.

Lise yıllarında kendisinin de yer aldığı Richmond’ı eski günlerinden de iyi noktalara gelmesini isteyen Koç Carter; aldığı kararların sonucunda pek çok sıkıntı yaşamak durumunda kalır. Mentor karakterin 15 farklı sporcunun ve bu sporcuların bileşimiyle oluşan takımın liderliğini etmesi; sıradan bir protogonistin yükünden daha fazlasını omuzlarına yüklemektedir. Koç Carter’ın yaşadığı sıkıntılara rağmen üzerine bindirdiği yük; karakterlerin mentorlarına öğretilerinin karşılığını verdiği her anda daha da hafifler. Bu sayede Koç Carter’ın yolculuğu da başarıyla nihayete ermeye çok yaklaşır.

Carter’dan önce oynadıkları rakipleriyle yeniden karşılaşan Richmond Oilers; bu mücadelede artık bambaşka bir takım olarak sahada yer alır. Takımın her bir üyesi sorumluluk sahibi insanlar olur ve bu durum oyunlarına da doğrudan yansır. Richmond basketbol takımının her bir bireyi; artık hem birer basketbolcu hem de birer “adam” olmuşlardır. Bu sayede de Carter’ın hedefi olan üniversiteli basketbolcular yetişir. Suç ve ırkçılığın iç içe geçtiği Richmond kasabası, bu sayede okula gönderdiği öğrencilerinin başarılı olabileceği inancını da elde etmiştir.

Koç Carter ve öğrencilerinin hikayesi; birden fazla karakterin ormanının girişini izleyiciyle paylaşır. Carter’ın mentor olarak açtığı yol, bir basketbol takımı ve bir kasabanın kaderini tamamen değiştirir. Ülkenin dahi dikkatle takip ettiği bir gelişmeler silsilesi yaratan Carter ve ekibi; aradıkları hayat çizgisini bu sayede bulurlar. Eskinin başarılarını yıllar sonra yeniden elde etmeyi başaran Carter, hem mentor hem de bir kahraman olma başarısı gösterir. Oyuncular ise, artık kendi hikayelerinin kahramanı olacakları sürece başlamışlardır.

Sporun ilham verici yönünü çoğu kez işleyen sinema filmleri; manevi olarak insanları etkileyen hikayelerin sporculardan da çıkabildiğini ispat ederler. Birey veya takım fark etmeksizin bu gücü elde eden spor hikayeleri; bir kişi veya takımın yükselişiyle imkansızın başarılabileceğini gösterir. Ancak Coach Carter’da bu durum, sosyokültürel bir kırılmayı da beraberinde getirir. Kişiler ve takımın hikayesi mutlu sona ulaşırken; sokaklarda vurulan insanların yerini, gelecek kaygılı gençleri hedefe ulaştırmaya çalışan aileler ve takımın umutlu taraftarları alır. Bu sayede her bir karakterin hikayesi; beklenmedik bir şekilde genişleyerek bir topluluğu dönüştürür.

Liderin hedefleri ve bu yolda ilerleyişi ise; onun ideallerinin ölümsüz olması konusundaki en kıymetli adımlar olarak hikayenin parçalarını oluşturur. Sinemanın etkileyici gücüyle de eşdeğer olarak görebileceğimiz Coach Carter’ın hikayesi; bu sayede karakterler kadar izleyiciye de büyük bir ilham kaynağı olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.